99. Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
99. Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
﴿٩٩﴾
Bizi hak yoldan ancak mücrimler şeytanlar yahut kendilerine uyduğumuz öncekiler saptırdı.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bizi hep o günahkârlar saptırdı.
"Bizi hak yoldan saptıranlar Allah'ı bırakıp da bizi kendilerine ibadet etmeye davet eden o günahkârlardan başkası değildi."
Bizi ancak o günahkârlar saptırdı.
Bizi ancak o günaha batmış olanlar saptırdı.
Bizi ancak (kendilerine uyduğumuz bizden önceki) mücrimler sapıttı.
(96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Ve bizi ancak suçlu günahkârlar saptırdı.
«Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı.»
«Bizi o mücrimlerden başkası sapdırmadı».
`Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.`
Ve bizi suçlulardan başka da saptıran olmamıştı.
«Ve bizi ancak o mücrimler sapıtmış oldular.»
Bizi ağır suçlular yoldan çıkarmışlardır.
(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"