100. İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."
100. İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."
﴿١٠٠﴾
Âyetin tefsiri için bak:101
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şimdi, bir şefaatçimiz de yok.
"Allah Teâlâ'nın katında bize şefaat edecek ve O'nun azabından kurtaracak şefaatçilerimiz de yoktur."
Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
Şimdi bizim ne şefaatçilerimiz var ne de samimi bir dostumuz.
Artık bizim için ne şefaatçılar var,
(96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
(100-101) Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz...
«Bak bizim için ne şefaatçiler var,»
Artık bizim için ne şefaatçiler (den bir kimse),
(100-101) `Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!`
Şimdi bize şefaat eden kimse yoktur.
(100-101) «Artık bize ne şefaat edicilerden var. Ne de yakın bir dost var.»
Şimdi bizim bir şefaatçimiz yok.
(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"