97. "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
97. "Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
﴿٩٧﴾
Vallahi biz, açık bir sapıklık içindeydik. Âyet-i kerîme’de geçen “ in“ şeddeli “ İnne “ den muhaffef olup, ismi mahzûftur. Takdiri “ İnhü“ dur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Vallahi biz, açıkça sapıklıktaydık.
Vallahi biz, gerçekten haktan uzak apaçık bir sapıklıkta idik.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
“Vallahi, biz sizi âlemlerin rabbi ile eşit tutarken gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
"-Vallahi, doğrusu biz, açık bir sapıklık içinde idik.
(96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Allah’a yemin ederiz ki, bizler gerçekten açık bir sapıklık içinde idik.
«Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.»
«Allaha andolsun, hakıykat biz apaçık bir sapıklık içinde idik».
(96-97) Onlar orada (putlarıyla) çekişerek derler ki: `Allah`a yemîn olsun ki, (biz)elbette apaçık bir dalâlet içinde imişiz.`
Andolsun Allah’a ki; biz, apaçık sapıklıkta idik.
(96-97) Ve onlar orada birbirleriyle husumette bulunarak diyecekler ki: «Allah’a kasem olsun, biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz.»
Vallahi bizler apaçık bir sapıklığa saplanmıştık.
(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"