101. "Candan bir dostumuz da yok."
101. "Candan bir dostumuz da yok."
﴿١٠١﴾
Artık bizim için mü'minlerin olduğu gibi, ne meleklerden, peygamberlerden ve mü'minlerden oluşan şefaatçiler, ne de işimize eğilecek yakın bir dost yoktur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sıcak bir dost da yok.
"Bizi müdafaa edecek ve bize şefaat edecek sevgide samimi bir dostumuz da yoktur."
Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
Şimdi bizim ne şefaatçilerimiz var ne de samimi bir dostumuz.
Ne de yakın bir dost...
(96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
(100-101) Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz...
«Ne de yakın bir dost.»
«ne de candan bir dost yok».
ne de candan bir dostumuz.
Ve sıcak bir dostumuz da yoktur.
(100-101) «Artık bize ne şefaat edicilerden var. Ne de yakın bir dost var.»
Cana yakın bir dostumuz da yok.
(96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"