33. Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
33. Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
﴿٣٣﴾
Bir de elini çekti, onu koynundan çıkarıverdi o da bakanlar için önceki esmerlik halinin tersine bembeyaz ışık yayan bir nesne kesiliverdi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Elini çekip çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.
Elini koynuna soktuğunda beyaz değildi. Ama elini koynundan çıkardığında elinde bir alaca hastalığı olmadan nurlu bir beyazlıkla çıkardı. Bakanlar da bu şekilde görüyorlardı.
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Sonra elini çıkardı; o da bakanlara beyaz ışık saçan bir şey oluvermiş!
Bir de elini çekti çıkardı; o da, bakanlara bembeyaz (nur saçan bir el) kesiliverdi.
Elini cikardi, bakanlara bembeyaz gorundu.
Ve elini çekip çıkardı derken o durup bakanlara (pırıl pırıl ışık veren) bembeyaz (bir görünüme büründü).
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
Elini de çekib çıkardı. Bir de (ne görsünler) bu, temâşâ edenler için bembeyaz (ve nuur saçan bir el) dir.
Ve elini (koynundan) çıkardı; bir de gördüler ki o, bakanlara bembeyaz (parlayan, ışık saçan bir el)dir.
Elini çıkardı, bir de ne görsün; bakanlara bembeyazdır.
Ve elini çekip çıkardı. Hemen o, nazar edenlere karşı bembeyaz (kesilmiş) idi.
Ve elini yeninin altından çıkardı; bakanlar, onun ak bir parıltı saçtığını gördüler.
Bir de elini koynundan çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar parlak mı parlak!