39. "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.
39. "İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme" dedik.
﴿٣٩﴾
Biz ona buyurduk ki: “ Bu, bizim insanımızdır. Artık ister kerem et, dilediğine ondan ver, ister vermekten kendini tut. Hesabı söz konusu değildir. Yani bu konuda üzerine bir hesap yoktur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bu, bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut. Bu hesapsızdır.
Ey Süleyman! İşte sen bizden talep ettin ve biz de senin bu talebine icabet edip sana verdik. Artık sen de dilediğine ver ya da dilediğini bundan men et! Verme ve vermeme hususunda asla hesaba çekilmeyeceksin.
«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.
“Bu bizim bağışımızdır; hiçbir hesap kaygısı taşımadan ister başkalarına ver ister elinde tut” (dedik).
(Biz buyurduk ki): "- Bu bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesabsız olarak ver, yahud tut (verme, ey Süleyman).
«ste Bizim bagisimiz budur; ister ver, ister tut, hesapsizdir.» dedik.
(Ey Süleyman !) İşte bu bizim vergimizdir, sen de bol bol ver veya yanında tut, hesapsızdır.
«İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin» dedik.
(Dedik ki:) «Bu, bizim vergimizdir. Artık (dilediğine) hesabsız ver, yahud tut (kıs)».
Bu bizim ihsânımızdır; artık ister (dilediğine) hesabsız olarak ver, ister tut!
Bu, bizim bağışımızdır. Artık ister hesabsızca ver, ister tut.
(Dedik ki:) «Bu Bizim ihsanımızdır. Artık dilediğine hesapsız ikram et ve tutuver.»
İşte bizim bağışımız budur; «ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik.
Buyurduk: "Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır."