67. "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"
67. "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"
﴿٦٧﴾
Daha doğrusu, biz rızkımızdan men edilip mahrum kalmışlarız.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Doğrusu biz mahrum bırakıldık, dersiniz.
"Bilakis biz rızıktan mahrum edildik."
Daha doğrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz).
Daha doğrusu büsbütün mahrum kaldık” (derdiniz).
Daha doğrusu (beklediğimiz mahsule karşılık) büsbütün mahrumuz."
(65-67) Dilersek Biz onu cercop yapariz, sasar kalirsiniz da soyle dersiniz: «Dogrusu borc altina girdik, hatta yoksun kaldik".
(66-67) Ve «doğrusu borç altına girdik, hattâ büsbütün mahrum kaldık» (dersiniz).
«Doğrusu, biz yoksul bırakıldık» (derdiniz).
«Daha doğrusu biz (umduğumuzdan) mahrum kalmışlarız».
`Daha doğrusu biz mahrum bırakılanlarız!` (derdiniz.)
Daha doğrusu biz mahrumlarız.
(66-68) «Şüphe yok ki, biz çok ziyana uğramışlarız (derdiniz). Belki biz mahrum kimseleriz (diye söylenirdiniz).» Şimdi gördünüz mü, içer olduğunuz suyu?
Daha doğrusu her şeyimizi kaybettik.
Hatta doğrusu biz rızıktan mahrum kaldık, sefalete mahkûm olduk." derdiniz.
Mekke döneminin ortalarina dogru, Tâhâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “el-Vâkia: kaçinilmaz olay, yani kiyâmet” kelimesinden almistir. 96 ayettir.