16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
﴿١٦﴾
Üzerlerinde yaslanarak karşı karşıya olacaklar. Bu iki kelime haberdeki zamirden hâldir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Karşı karşıya oturup, arkalarına yaslanmışlardır.
Karşılıklı oturup bu tahtlara yaslanırlar. Onlardan hiçbiri başkasının ensesine bakmaz.
Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
Karşılıklı olarak mücevherlerle işlenmiş tahtlar üstüne oturup kurulmuşlardır.
Onlara yaslanarak karşı karşıya kurulmuşlar...
(15-16) Murassa tahtlara karsilikli olarak yaslanirlar.
Yaslanıp karşılıklı otururlar.
Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
Üstlerinde karşı karşıya yaslanan (bahtiyar) lar olacak.
(15-16) (Mücevherlerle) işlenmiş tahtlar üzerinde karşı karşıya (kurulup) yaslanmış kimselerdir.
Karşılıklı olarak üzerinde yaslanırlar.
Onların üzerine karşı karşıya olarak yaslanıcılardır.
Karşılıklı olarak bu tahtlara kurulurlar.
(15-16) Mücevheratla işlenmiş tahtlara yaslanarak karşılıklı otururlar.
Mekke döneminin ortalarina dogru, Tâhâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “el-Vâkia: kaçinilmaz olay, yani kiyâmet” kelimesinden almistir. 96 ayettir.