50. De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
50. De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."
﴿٥٠﴾
“Belirli bir günün Kıyâmet gününün muayyen vaktinde toplanacaklardır. “
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz.
Hesap ve karşılık için kıyamet gününde bir araya getirileceklerdir.
Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
Bilinen bir günün belirlenmiş bir vaktinde mutlaka bir araya getirilecekler!”
Belirli bir günün muayyen vaktinde çaresiz toplanacaklardır."
(49-50) De ki: «suphesiz oncekiler de, sonrakiler de belli bir gunun belirli bir vaktinde toplanacaklardir.»
(49-50) De ki: Öncekiler de, sen rakiler de mutlaka belli bir günün belirlenmiş vaktinde elbette biraraya toplanacaklar..
«Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.»
ma’lûm bir günün muayyen vaktında behemehal toplanacaklardır».
(49-50) De ki: `Şübhe yok ki öncekiler de, sonrakiler de, bilinen bir günün belli bir vaktinde elbette toplanacak olanlardır.`
Belli bir günün belli bir vaktinde mutlaka toplanacaklardır.
(48-50) «Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?» De ki: «Şüphe yok evvelkiler de, sonrakiler de,». «Elbette malum bir günün muayyen bir vaktinde toplanılmış (olacaklardır).»
Belirlenmiş bir günün randevusunda bir araya getirileceklerdir.
(49-50) De ki: "Öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün, belli vaktinde mutlaka toplanacaksınız."
Mekke döneminin ortalarina dogru, Tâhâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “el-Vâkia: kaçinilmaz olay, yani kiyâmet” kelimesinden almistir. 96 ayettir.