19. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
19. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.
﴿١٩﴾
Ondan başları ağrımaz, akılları da giderilmez. dünya şarabının aksine orada onlar için ne bir baş ağrısı olur ne de aklın gitmesi. Âyet-i kerîme’de geçen 'Yunzefun” kelimesi za'nın kesresi ile de okunmuştur. “ Nezefe'ş-Şaribu, Ve-Enzefe “ (içenin aklı gitti) sözünden alınmıştır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de akılları giderilir.
Dünyadaki içkiler gibi değildir. Onu içenin ne başı ağrır, ne de aklı gider.
Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Bundan dolayı ne baş ağrısına tutulurlar ne de sarhoş olurlar.
Ondan başları ağrımaz, sarhoş da olmazlar...
(17-21) Olumsuz gencler yanlarinda, bas agrisi ve donmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmus kaseler, ibrikler, kadehler; sececekleri meyveler, arzulayacaklari kus eti ile dolasirlar.
Ondan ne başlan ağırır, ne de başdönmesi ve bitkinlik meydana gelir.
Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Ki bundan baş ağrısına uğratılmayacaklar) gibi akılları da giderilmez.
Ondan (o şarabdan) ne başları ağrıtılır, ne de sarhoş olurlar!
Ondan baş ağrısına uğratılmayacakları gibi, akılları da giderilmez.
(19-20) Onlardan baş ağrısına uğramazlar ve akıllarını da gidermiş olmazlar. Ve (o hizmetçiler) ehl-i Cennet’in ihtiyar ettikleri meyveler ile (dolaşırlar).
Bu içki ne başlarını ağrıtır, ne de sarhoş eder.
Bu içkiden ötürü baş ağrısı çekmezler, sarhoş da olmazlar.
Mekke döneminin ortalarina dogru, Tâhâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “el-Vâkia: kaçinilmaz olay, yani kiyâmet” kelimesinden almistir. 96 ayettir.