48. "Evvelki atalarımız da mı?"
48. "Evvelki atalarımız da mı?"
﴿٤٨﴾
“ evvelki atalarımız da mı? ” diyorlardı. Âyet-i kerîme’de geçen “Eve"deki vav atıf vav'ı olup hemze de istifham içindir. Buradaki ve bundan önceki sorular, onlar tarafından işin uzak görüldüğünü ifade eder. Bir kıraatta vav'ınsükûnu ile okunup "ev" edatı ile atıf yapılmış olur. Ma'tuf un aleyh ise "inne" ile birlikte inne'nin isminin mahallidir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Daha önceki atalarımızda mı?
"Bizden önce ölen atalarımız da mı diriltilecekler?"
Önceki atalarımız da mı?
Üstelik gelip geçmiş atalarımız da mı?”
Evvelki atalarımızda mı?"
«nce gelip gecmis babalarimiz mi?»
«Önce gelip geçen babalarımız da mı ?..»
«Önceki atalarımızda mı?»
«Evvelce geçmiş atalarımız da mı?»
(47-48) Ve diyorlardı ki: `(Biz) öldüğümüz ve bir toprak ve bir kemik yığını hâline geldiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi yeniden diriltilecek olan kimseleriz? Önceki atalarımız da mı?`
Önce gelmiş geçmiş atalarımız da mı?
(48-50) «Ve bizlerin evvelce geçmiş atalarımız da mı?» De ki: «Şüphe yok evvelkiler de, sonrakiler de,». «Elbette malum bir günün muayyen bir vaktinde toplanılmış (olacaklardır).»
Eski atalarımız da mı?» diyorlardı.
(47-48) Ve derlerdi ki: "Ölüp toprak olduktan ve çürümüş kemik haline geldikten sonra mı biz diriltilecekmişiz? Gelip geçmiş atalarımız da mı?"
Mekke döneminin ortalarina dogru, Tâhâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “el-Vâkia: kaçinilmaz olay, yani kiyâmet” kelimesinden almistir. 96 ayettir.