59. Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
59. Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
﴿٥٩﴾
Artık sen onların helakini gözet, bekle. Çünkü onlar senin hakkını gözetlemektedirler. Bu âyetin hükmü, kâfirlerle cihada emrolunmadan önce geçerli idi. (Daha sonra neshedilmiştir).
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
Bizim sana, onların helakı için yardımımızı bekle! Şüphesiz onlar da senin helak olmanı bekliyorlar.
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Kuşkusuz onlar bekliyorlar, sen de bekle!
Artık (onların helâkini) bekle; çünkü onlar (senin helâkini) bekliyorlar.
(58-59) Biz, ogut alirlar diye, Kuran’i senin dilinde indirerek kolayca anlasilmasini sagladik. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
O halde bekle, onlar da bekliyorlar.
Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle! Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.
Artık (onların başına inecek azâbı) gözetle. Çünkü onlar (senin felâketini) bekleyicidirler.
O hâlde (eğer dinlemezlerse, onların helâkini) gözetle; doğrusu onlar da (senin başına bir şey gelmesini) gözetleyicidirler.
Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.
Artık gözet, şüphe yok ki, onlar gözeticilerdir.
Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.
O halde neticeyi bekle! Zaten onlar da senin başına bir felaket gelmesini can atarak beklemektedirler.
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.