53. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
53. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
﴿٥٣﴾
Sündüs ve istebraktan ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı olarak otururlar. oturdukları tahtları kendileri ile birlikte döndüğü için birbirlerinin enselerine bakmazlar. Âyet-i kerîme’de geçen “ mütekâbiline ” lâfzı, hâldir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.
Cennette ince ipek ve kalın ipekten elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar. Hiçbiri diğerine arkasını dönüp oturmaz
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
Allah’a itaatsizlikten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler; dostlarla karşı karşıya ipekli ve sırmalı elbiseler giymiş olarak cennetlerde ve su kaynaklarının başındadırlar.
Sündüs ve İstebrak’dan (ibaret işlemeli ve kalın) elbiseler giyerek karşı karşıya gelirler.
Ince ipekten ve parlak atlastan giyinerek karsilikli otururlar.
Zarif yumuşak ipekten, ince ve kalın atlastan giyinirler ve karşılıklı otururlar.
Onlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı olarak otururlar.
İnce, nâzik ve kalın (altın işlemeli) ipeklerden, atlaslardan giyecekler, karşı karşıya (gelerek mahabbet edecekler) dir.
İnce ipekten ve kalın ipekten (elbiseler) giyerek karşılıklı oturanlardır.
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.
(52-53) Cennetlerde ve pınarlardadırlar. Karşı karşıya oldukları halde atlastan, parlak ipekten (libaslar) giyineceklerdir.
İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.
(51-57) Müttakiler güvenli bir makamdadırlar: Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giymiş olarak karşılıklı otururlar. Hem Biz onları güzel gözlü hurilerle evlendiririz. Onlar canlarının çektiği her meyveden rahatlıkla isterler. İlk ölüm dışında artık orada ölüm tatmazlar. Allah kendilerini, tarafından bir lütuf eseri olarak cehennem azabından korur. İşte en büyük mutluluk, en büyük başarı budur!
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.