30. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
30. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
﴿٣٠﴾
Yemin olsun ki, biz, İsrâîl oğulları'nı aşağılayıcı azaptan, erkek çocuklarının öldürülüp kadınlarının hizmetçi olarak kullanılmasından kurtardık.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
İsrailoğulları'nı da alçaltıcı azaptan kurtarmıştık.
Gerçek şu ki, İsrailoğulları'nı alçaltıcı azaptan kurtardık. Öyle ki; Firavun ve kavmi çocuklarını öldürüyor ve kadınlarına hizmetçilik yaptırarak küçük düşürüyorlardı.
Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.
Gerçekten İsrâiloğulları’nı aşağılayıcı bir azaptan, Firavun’un işkencesinden kurtarmış olduk. O haddi aşan, ululuk taslayan birisiydi.
Gerçekten İsraîloğullarını kurtarmıştık o zilletli azabdan:
(30-31) And olsun ki, Israilogullarini, azgin bir zorba olan Firavun’un alcaltici azabindan kurtardik.
(30-31) And olsun ki, biz, İsrail oğulları’nı horlayıcı aşağılayıcı olan o azâbdan, Fir’avn(ın zulüm ve haksızlığın)dan kurtardık. Şüphesiz ki o, ölçüyü kaçıranların, aşırı gidenlerin kendini yüksekte göreni (başkalarına tepeden bakanı) idi.
Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık.
(30-31) Andolsun ki biz İsrâîl oğullarını o zillet verici azâbdan, Fir’avndan kurtardık. Hakıykat o, haddi aşanlardan bir mütekebbirdi.
(30-31) And olsun ki, İsrâiloğullarını o (pek) aşağılayıcı azabdan, Fir`avun`dan kurtardık. Çünki o üstünlük taslayan bir kimse idi, haddi aşanlardandı.
Andolsun ki; İsrailoğullarını horlayıcı azabdan kurtardık,
Andolsun ki, İsrailoğullarını o ihanetli azabtan kurtarmıştık.
Andolsun biz, İsrailoğullarını o küçültücü azaptan kurtardık
(30-31) Böylece, İsrailoğullarını gerçekten zelil eden, aşağılayan o işkenceden, Firavun’un işkencesinden kurtardık. Doğrusu, bu adam, haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.