29. Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
29. Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
﴿٢٩﴾
Hâsılı üzerlerine ne gök ağladı, ne de yer. Oysa mü'minlerin durumu böyle değildir. Onlar ölünce yerdeki namazgâhları ile gökteki amellerinin yükseltildiği yer, arkalarından ağlar. Kendilerine mühlet tanınanlar, tevbe etmeleri için geri bırakılanlar da olmadılar.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onlara ne gök ağladı, ne de yer! Hiç bekletilmediler.
Firavun ve kavminin suda boğulup helak olmaları ile gök de yer de ağlamadı. tövbe edinceye kadar kendilerine mühlet de verilmedi.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
Onlar için ne gök ağladı ne de yer. Kendilerine aman da verilmedi.
Nihayet (Firavun ve kavminin) üzerlerine ne gök ağladı, ne yer; ne de (azap bakımından) geciktirildiler.
Gok ve yer, onlar icin gozyasi dokmedi, onlar erteye birakilmamislardi.
Üzerlerine ne gök ağladı, ne de yer... Onlara artık mühlet de ve rilmedi.
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.
Ne gök, ne yer onların üstüne ağlamadı. Onlara (aman ve) mühlet verilmedi.
Bunun üzerine onlara, ne gök ne de yer ağladı! (Onlar) mühlet verilen kimseler de olmadılar!
Gök ve yer onların helakine ağlamadı. Ve onlar, mühlet verilenler de olmadı.
Artık onların üzerine gök ve yer ağlamadı ve bir mühlet verilmişler de olmadılar.
Onlara gök ve yer ağlamadı ve kendilerine mühlet de verilmedi.
(28-29) İşte böyle oldu! Sonra bütün bunları, başka bir topluma miras bıraktık. Merhamete lâyık olma haklarını kaybettiklerinden, perişan hallerine gök de ağlamadı, yer de ağlamadı. Artık onlara yeni bir mühlet de verilmedi.
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.