19. "Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
19. "Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
﴿١٩﴾
Allah'a karşı O'na itâati terk etmek suretiyle ululuk üstünlük de taslamayın.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah’a karşı üstünlük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.
Allah'a ibadeti terk ederek O'na karşı kibirlenip, kullarına da üstünlük taslamayın. Şüphesiz ben, size apaçık bir delil getiriyorum.
Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.
“Allah’a baş kaldırmayın. Kuşkusuz size, söylediklerimi kanıtlayacak açık bir delil sunacağım. Beni taşa tutmanıza karşı, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a sığınırım. Eğer bana inanmazsanız bari yolumdan çekilin.”
Ve Allah’a karşı baş kaldırmayın; çünkü ben size açık bir bürhanla (peygamberliğime delâlet eden mucizelerle) geliyorum.
«Allah’a karsi ustun gelmeye kalkismayin; dogrusu ben size apacik bir delil getirdim.»
Ve sakın Allah’a karşı kendinizi yüksek görmeyin. Şüphesiz ki ben size çok açık bir belgeyi, inandırıcı delili getirdim.
Allah’a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.
«Ve Allaha karşı yücelik taslamayın. Zira ben size apaçık bir bürhan getiriyorum» diye (söylemişdi).
Ve (Mûsâ onlara:) `Allah`a karşı üstünlük taslamayın! Çünki ben size apaçık bir delil (mu`cize) getiriyorum` diye (da`vette bulundu).
Allah’a karşı yücelik taslamayın. Doğrusu ben, size açık bir burhan getirdim.
«Ve Allah’a karşı yücelikte bulunmayın. Muhakkak ki, ben size bir apaçık hüccet ile geliyorum.»
Allah’a karşı büyüklük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.
(19-21) Sakın Allah’a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Beni taşlayıp öldürmenizden, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınıyorum. Bana inanmıyorsanız, bari beni kendi halime bırakın (bana kötülük etmeyin)."
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.