31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
﴿٣١﴾
Fir’avundan. Çünkü o, müsriflerden bir zorba idi. Âyet-i kerîme’de geçen “ min Fir’avne ” lâfzı, bir görüşe göre; bir muzâaf ”azâb” kelimesi takdir edilerek “ el-Azabi’den hâldir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Firavundan... Çünkü o, haddi ululuk taslayan bir kimse idi.
Biz, onları Firavun'un azabından kurtardık. Şüphesiz o, Allah'ın emrine ve dinine karşı haddi aşmış bir zorba idi.
Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.
Gerçekten İsrâiloğulları’nı aşağılayıcı bir azaptan, Firavun’un işkencesinden kurtarmış olduk. O haddi aşan, ululuk taslayan birisiydi.
Firavun’dan (esaretinden ve oğullarının öldürülmesinden). Çünkü o azgın müsriflerdendi, (şirke varanlardandı).
(30-31) And olsun ki, Israilogullarini, azgin bir zorba olan Firavun’un alcaltici azabindan kurtardik.
(30-31) And olsun ki, biz, İsrail oğulları’nı horlayıcı aşağılayıcı olan o azâbdan, Fir’avn(ın zulüm ve haksızlığın)dan kurtardık. Şüphesiz ki o, ölçüyü kaçıranların, aşırı gidenlerin kendini yüksekte göreni (başkalarına tepeden bakanı) idi.
Firavun’dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı.
(30-31) Andolsun ki biz İsrâîl oğullarını o zillet verici azâbdan, Fir’avndan kurtardık. Hakıykat o, haddi aşanlardan bir mütekebbirdi.
(30-31) And olsun ki, İsrâiloğullarını o (pek) aşağılayıcı azabdan, Fir`avun`dan kurtardık. Çünki o üstünlük taslayan bir kimse idi, haddi aşanlardandı.
Firavun’dan. Doğrusu o, azgın bir zorba idi.
Fir’avun’dan, şüphe yok ki, o, müsriflerden bir mütekebbir olmuştu.
Yani Firavun’dan. Çünkü o haddi aşanlardan bir zorba idi.
(30-31) Böylece, İsrailoğullarını gerçekten zelil eden, aşağılayan o işkenceden, Firavun’un işkencesinden kurtardık. Doğrusu, bu adam, haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.
Mekke döneminin ortalarinda, Zuhruf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, onuncu ayetinde geçen ve Kur’an’i terk eden toplumlarin basina gelecek felâketlere isâret eden “duhân: duman, sis” kelimesinden almistir. 59 ayettir.