78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
﴿٧٨﴾
Meniden yaratılışını unuttu da bu konuda bize bir de misal getirdi. Oysa meniden yaratılmış olması, onun getirdiği misalden çok daha gariptir. “ Bu kemikler çürümüşken çürüyüp toz halini almışken onları kim diriltir? ” dedi. Rivayete göre As b. Vail, eline çürümüş bir kemik alır ve onu ufalayıp Hazret-i Peygamber (aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'e, “sen şimdi bu kemiği, çürüyüp toz olduktan sonra yüce Allah'ın tekrar dirilteceğini mi düşünüyorsun? ” der. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (aleyhi's-salâtü ve's-selâm) “ evet! Seni de cehennem ateşine sokacaktır“ Buyurur. Âyet-i kerîme’de geçen “Ramimün” lâfzı, sıfat olmayıp isim olduğu için Ta ile telaffuz edilmemiştir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir? diyor.
Bu gafil kâfir, cahillik ederek çürümüş kemikleri yeniden dirilişin imkansız olduğuna delil getirerek: "Kim bunları eski haline döndürecek?" diyor. Yoktan var edilmesini unutmuştur.
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.
Kendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve “Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?” diyor.
(Nutfeden) yaratılışını unutarak bize bir de misal getirdi: "- Bu kemikleri kim diriltir, onlar çürüyüp dağılmışken?" dedi.
(77-78) Insan kendisini bir nutfeden yarattigimizi gormez mi ki hemen apacik bir hasim kesilir ve kendi yaratilisini unutur da: «Curumus kemikleri kim yaratacak» diyerek, Bize misal vermeye kalkar?
Kendi yaratılışını unuttu da çürüdüğü halde bu kemikleri kim yaratabilir? diyerek bize misâl vermeye kalkıştı.
Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: «Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?» dedi.
O, kendi yaratılışını unutarak bize bir misâl getirdi: «Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?» dedi.
Kendi yaratılışını unuttu da bize bir misâl getirdi: `Onlar çürümüş olduğu hâlde, şu kemikleri kim diriltecek?` dedi.
Kendi yaratılışını unutarak Bize bir misal getirdi de; çürümüşken kemikleri diriltecek kimdir? dedi.
Ve kendi yaradılışını unuttu da Bize bir misâl iradına kalkıştı, dedi ki: «Kemikleri kim diriltebilir ki, onlar çürümüşlerdir?»
Kendi yaratılışını unutarak «çürümüş kemikleri kim yaratacak?» diyerek bize misal vermeye kalkar.
Nasıl yaratıldığını unutarak, bir de misâl fırlattı Bize: "O çürümüş kemikleri kim diriltecek!" diye.