11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
﴿١١﴾
Sen ancak zikre, Kur’ân'a uyan ve gaybî olarak Rahmândan korkan, görmediği hâlde O'ndan korkan kimseyi uyarırsın, senin uyarın ancak bu kimseye fayda verir. İşte onu hem bir mağfiretle, hem de cömertçe verilecek bir mükâfatla -ki, o da cennettir- müjdele.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sen ancak, Kur’an’a uyan, görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onları bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele!
Gerçekten senin uyarmandan ancak bu Kur'an'ı doğrulayan, Kur'an'da gelen şeylere tabi olan ve kimsenin görmeyeceği yerde yalnız başına iken Rabbinden korkan kimse istifade eder. Böyle özelliklere sahip olan kimseye, Allah tarafından günahlarının silinip bağışlanması kendisini sevindiren ve ahirette kendisini bekleyen büyük bir mükâfatı haber ver. İşte bu mükâfat cennettir.
Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
Sen ancak o zikre uyanı ve görmediği halde rahmândan korkanı uyarabilirsin. İşte böylesini hem bir af hem de değerli bir ödülle müjdele.
Sen ancak Kur’an’a tâbi olan, onunla amel eden ve görmediği Rahmân’a içten saygı besliyen kimseyi sakındırırsın. İşte onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahlarının bağışlanmasıyla), hem de iyi mükâfatla (cennetle) müjdele.
Sen ancak, Kuran’a uyan ve gormedigi halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artik o kimseyi, bagislanma ve comertce verilecek bir ecirle mujdele.
Sen ancak Zikr’e (Kur’ân’a) uyup Rahmân’dan, gıyabında saygı ile korkanları uyarabiiirsin. Öylesini mağfiret ve göz-gönül dolduran güzel bir mükâfatla müjdele.
Sen ancak Kur’ân’a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah’tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.
Sen ancak o zikre uyan ve çok esirgeyici (Allah) a gaaibâne büyük saygı gösteren kimseleri inzâr edeceksin. İşte sen on (lar) ı hemen mağfiretle, hem çok şerefli mükâfatla müjdele.
(Sen,) ancak Zikr`e (Kur`ân`a) tâbi` olan ve gıyâben (görmediği hâlde)Rahmân`dan korkan kimseyi korkutabilirsin! İşte onu bir mağfiret ve güzel bir mükâfâtla(Cennetle) müjdele!
Sen, ancak zikre ittiba eden ve görmeden Rahman’dan korkanı uyarırsın. Artık ona mağfiret ve yüce mükafatı müjdele.
Sen ancak zikre tâbi ve Rahmân’dan daha görmeksizin korkan kimseyi korkutursun. Artık onu bir yarlığanma ile ve pek şerefli bir mükâfaat ile müjdele.
Sen ancak zikre (Kur’an’a) uyan ve görmeden Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte öylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
Sen ey Resulüm, şu kimseyi uyar: İrşâda can kulağıyla tâbi olur, görmediği Rahman’a saygı duyup O’ndan çekinir. Müjdele onu: Mağfiret onun, şerefli mükâfat onun...