30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
﴿٣٠﴾
Ey burada sözü edilen ve bunlar gibi peygamberlerini yalanlayıp helâk edilen kullar üzerindeki hasret! Hasret: Son derece hayıflanmak demektir. Onun nida edilmesi mecazîdir. Yani: Bu an, senin ânın; gel. Ne zaman kendilerine bir Peygamber gelse, muhakkak onunla alay ediyorlardı. Bu cümle, hasrete kapılmalarının sebebini beyan etmek için getirilmiştir. Çünkü bu cümle, onların helâk edilmelerine yol açan; alay etmiş olmaları ifadesini bünyesinde barındırmaktadır ki, helâk edilmelerinin neticesi de hasretten ibarettir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ne yazık şu kullara! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onunla sadece alay ederlerdi.
Kıyamet günü, azabı gördüklerinde hüsrana uğrayan ve yalanlayan kulların pişmanlıklarına yazıklar olsun. Şüphesiz onlar, dünyadayken Allah tarafından kendilerine gönderilen her peygamberi küçümser ve onunla alay ederlerdi. Onların kıyamet günündeki akıbeti, Allah'ın emirlerine karşı gelmelerinden dolayı pişmanlıktır.
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
O kullara yazıklar olsun! Kendilerine bir peygamber gelmeye görsün, onu mutlaka alaya alırlardı.
Yazıklar olsun o kullara ki, ne zaman kendilerine bir peygamber gelse, muhakkak onu alaya alırlardı.
Kullara yaziklar olsun! Kendilerine hangi elci gelse, onu alaya aliyorlardi.
Yazık çok yazık o kullara ki, kendilerine ne kadar bir peygamber geldiyse, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Ey kulların üzerine (çöken büyük) hasret (ve nedamet, hazır ol! Çünkü) onlar kendilerine herhangi bir peygamber (ve elçi) gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara! Kendilerine ne zaman bir peygamber gelse, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Yazıklar olsun o kullara ki; kendilerine bir peygamber gelmeyedursun onu hemen alaya alırlardı.
Ey o kullar üzerine (teveccüh edecek) hasret! (Tam zamanın). Onlara bir resûl gelmezdi ki illâ istihzâda bulunurlar olmuşlardı.
Yazık şu kullara! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.