16. O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
16. O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
﴿١٦﴾
O dem ki, o vakit ki, sidreyi kuşlardan ve başka şeylerden kaplayan kaplamış idi. Âyette geçen “ İz “ lâfzı, “Ra'âhü“ fiilinin ma’mûlüdür.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sidre’yi bürüyen (büyük bir şey) bürüyordu.
Yüce Allah'ın emri ile Sidre'yi büyük bir şey kapladı. İşin aslını Yüce Allah'tan başkası bilmez.
Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
O an sidreyi bürüyen bürümüştü.
O dem ki, Sidre’yi bürüyen bürüyordu, (çepçevre meleklerle kaplanmıştı)...
Sidre’yi buruyen buruyordu.
Sidre’yi bürüyenler buruyordu o demde.
Sidre’yi kaplayan kaplıyordu.
O (gördüğü) zaman Sidreyi bürüyordu onu bürümekde olan.
O zaman Sidre`yi bürümekte olan, bürüyordu.
O zaman Sidre’yi bürümekte olan bürüyordu.
(16-17) O vakit ki, Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Göz ne çevrildi ve ne de tecavüz etti.
O sırada ağacı yaman bir şey bürümüştü.
O dem ki Sidre’yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu...
Aynı konudaki âyetler: Necm 14
Mekke döneminin besinci yilinda, Ihlâs sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetindeki ‘necm’ kelimesinden almistir. Bu kelime Kur’an’da kimi yerlerde ‘gökteki yildiz’ (16. Nahl: 12, 16; 22. Hac 18; 37. Saffat 88), kimi ayetlerde ‘Hz. Peygamber’e inen Kur’an-i Kerim’in her bir birimi’ (53. Necm: 1; 56. Vakia: 75) ve Rahman sûresinde de ‘gövdesiz bitki’ yani ‘ot’ (55. Rahman: 6) anlamlarina kullanilmaktadir. 62 ayettir.