32. "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
32. "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
﴿٣٢﴾
Sonra onu, boyu meleğin arşınıyla yetmiş arşın bir zincirle sürükleyin, ateşe attıktan sonra bağlayın onu o zincire! Âyet-i kerîme'de geçen “feslükûhü “ lâfzı üzerindeki ” fa “ fiilin makablindeki zarfa taallüküne mani olmamıştır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün.
Sonra da onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurun.
Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun!
Sonra da (diğerleriyle birlikte) onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire dizin!
Sonra, boyu yetmiş arşın bir zincirde, onu oraya sürün."
«Sonra onu boyu yetmis arsin olan zincire vurun";
Sonra boyu yetmiş arşın bir zincire vurup yollayın.
«Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun.»
«(Bundan) sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde, oraya sokun».
`Sonra hemen onu, boyu yetmiş arşın olan bir zincire vurun!`
Sonra da onu, boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.
(32-33) «Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içinde olarak onu sevkedin. Muhakkak ki o, azîm olan Allah’a imân etmez idi.»
Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu!
Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun!"
Mekke döneminin baslarinda, Mülk sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen ve Kiyâmet Gününe isâret eden “el-Hâkka: Gerçeklesen, gerçeklesmesi kaçinilmaz olan” kelimesinden almistir. 52 ayettir.