43. Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
43. Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
﴿٤٣﴾
Nerede hangi şeyde senden onu anlatması? Senin yanında onun ilmi yok ki, ondan bahsedesin!
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sen onu nereden bileceksin.
Senin buna dair bir bilgin yok ki, onlara söyleyesin ve zaten bu senin işin de değildir. Aslında senin görevin sadece insanları ona hazırlamaktır.
Sen onu nereden bilip bildireceksin!
Sen onun hakkında ne söyleyebilirsin ki!
Onu anlatmak sana nerden olsun? (Allah bildirmeyince...)
Nerde senden onu anlatmasi?
Sende ona ait bilgi nerede ki anlatasın ?!
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
Sende ona âid şey (bilgi) yokdur ki anlatasın.
Onu anlatmaktan (vaktinden haber vermekten) yana, sende ne (bilgi) var?
Senin neyine onun zamanını bildirmek.
(42-44) Sana Kıyametten sorarlar ki, onun vukû’u ne zamandır? Sen onu yâdetmek hususunda ne haldesin? Onun sonu Rabbine varır.
Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?
Sen nerede, onun vaktini bildirmek nerede?
Mekke döneminin sonlarina dogru, Nebe’ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen ve Allah’in emrindeki güçlere isâret eden “Nâziât: Söküp çikaranlar” kelimesinden almistir. 46 ayettir.