70. (Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler.
70. (Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler.
﴿٧٠﴾
Sonunda bütün sihirbazlar Allah için secdeye kapandılar. Biz Harun'la Mûsa'nın Rabbine îman ettik“ dediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler.
Musa asasını attı ve hemen yılana dönüştü. Büyücülerin yaptıklarını yuttu. Bunun üzerine büyücüler, Musa'nın yaptığının sihir olmadığını anlayarak Allah'a secde ettiler. Çünkü o Allah katındandı. "Musa'nın, Harun'un ve bütün mahlukatın Rabbine iman ettik." dediler.
Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; «Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik» dediler.
Sonunda sihirbazlar secdeye kapandılar ve “Biz Mûsâ ile Hârûn’un rabbine iman ettik” dediler.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar; "- Hârun ile Mûsa’nın Rabbine iman ettik." dediler.
Sonunda sihirbazlar: «Biz Musa ve Harun’un Rabbine inandik» deyip secdeye kapandilar.
(Hak ortaya çıkınca) sihirbazlar secdeye kapandılar ve biz Harun ile Musa’nın Rabbına imân ettik, dediler.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, «Musa ile Harun’un Rabbine iman ettik» dediler.
Neticede sihirbazlar secdeye kapandı, «Harun ile Musânın Rabbine îman etdik» dediler.
(Mûsâ`nın asâsı bir ejderha olup, bütün ip ve değnekleri yutunca) sihirbazlar hemen secde eden kimseler olarak, yere kapandılar: `(Biz) Hârûn`un ve Mûsâ`nın Rabbine îmân ettik!` dediler.
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun’un Rabbına inandık.
Nihâyet sahirler, secde eder oldukları halde (yerlere) atıldılar. «Harun ile Mûsa’nın Rabbine imân ettik,» dediler.
Bunu üzerine büyücüler secdeye kapanarak «Biz Musa ile Harun’un Rabbine inandık» dediler.
Derken bütün büyücüler secdeye kapandılar. "Harun ile Mûsâ’nın Rabbine iman ettik!" dediler.
"Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)