38. "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
38. "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
﴿٣٨﴾
Hani annen seni doğurduğunda, doğan çocuklarla birlikte Fir’avun’un seni öldürmesinden korkmuştu da, uykuda veya (gönlüne) ilham ederek senin hakkında bir vakitte annene şu ilhamı vermiştik.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Hani annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik.
Firavun tarafından kurulan hilelerinden Yüce Allah'ın seni nasıl koruyacağına dair annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik.
Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:
Hani annene şunu vahyetmiştik:
Hani bir vakit (Firavun, doğan çocukları öldürüyordu da sen doğduğun zaman annen endişelenmişti. İşte bu sırada) ilham edilen şu ilhamı annene verdik:
(36-39) Allah: «Ey Musa! istedigin sana verildi» dedi, «Zaten sana baska bir defa da iyilikte bulunmus ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmistik: Musa’yi bir sandiga koy da suya birak; su onu kiyiya atar, Bana da, ona da dusman olan biri onu alir. Ey Musa! Gzumun nunde yetisesin diye seni sevimli kildim.»
(38-39) Hani annene ilham edilecek şeyi ilham etmiştik: Musa’yı bir sandığa yerleştir de suya at, su onu kıyıya bıraksın; hem bana, hem ona düşman biri onu alır. (Ey Musâ!) Gözetimim altında yetiştirilesin diye kendi katımdan senin üzerine sevgimi koydum.
Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:
(37-38-39) «Andolsun ki biz sana diğer bir zamanda, anana vahyolunacak şey’i ilham etdiğimiz vakıtda da lutf etmiş ve (kendisine): — Onu tabuta koy da denize at ki deniz onu kıyıya bıraksın, onu benim de, kendisinin de düşmanı olan biri alacak diye (emreylemişdik). Sana karşı (Ey Musa) gözümün önünde yetişdirilmen için kendimden bir sevgi bırakmışdım.
`O zaman annene ilhâm edilecek olanı ilhâm etmiştik.`
Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.
Vaktâ ki, validene vahyolunacak şeyi vahyetmiştik.
Hani, annene şu mesajımızı vahyetmiştik:
O vakit annene ilham edip dedik ki:
"Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)