11. Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!"
11. Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!"
﴿١١﴾
Yanına vardığında ki, o da dikenli bir ağaçtır, (kendisine): Ya Mûsa! Diye seslenildi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ateşin yanına geldiği zaman: Ey Musa! diye seslenildi.
Ateşin yanına gelince Allah -Subhanehu ve Teâlâ- ona: "Ey Musa!" diye seslendi.
Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:
Onun yanına geldiğinde kendisine “ey Mûsâ!” diye seslenildi.
Ateşe vardığı zaman, şöyle çağrıldı: "Ey Musa!
Musa atesin yanina gelince: «Ey Musa!» diye seslenildi:
(11-12) Musâ ateşe varınca, «Ey Musâ !» diye seslenildi: «Şüphesiz ki ben senin Rabbinim; ayakkaplarını çıkar, çünkü sen gerçekten kutsal vadi Tûr’da bulunuyorsun.
Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: «Ey Musa!
İşte (Musa) ona gidince kendisine (şöyle) nida olundu: «Ey Musa».
Nihâyet ona gelince kendisine: `Ey Mûsâ!` diye seslenildi.
Ateşin yanına gelince; kendisine: Ey Musa, diye seslenildi.
Vaktâ ki, ateşin yanına geldi. «Ya Mûsa!» diye nidâ olundu.
Ateşin yanına gelince kendisine şöyle seslenildi; «Ey Musa!»
Ateşin yanına varınca birden: "Mûsâ!" diye nida edildi.
"Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)