50. Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
50. Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
﴿٥٠﴾
Sanki onlar, yaban eşşekleridir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sanki onlar, yaban eşekleri gibidir.
Onlar, Kur’an’dan yüz çevirmelerinde ve ondan kaçmalarında sanki süratle kaçan vahşi eşekler gibidirler.
Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar?
Böyle iken onlara ne oluyor ki âdeta aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi öğütten yüz çevirip kaçıyorlar!
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
(50-51) Arslandan urkerek kacan yabani merkeplere benzerler.
(50-51) Aslandan kaçan ürkek yaban eşekleri gibi..
Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.
(50-51) Sanki onlar arslandan ürküb kaçan vahşî eşeklerdir!
(50-51) Sanki onlar, aslandan ürküp kaçan yaban eşekleridir!
Ürkek yaban eşekleri gibi;
(50-52) Sanki onlar, arslanlardan ürkerek firar etmiş yaban eşekleridir. Yok, onlardan her biri diler ki kendisine neşredilmiş sahifeler verilmiş olsun.
Yaban eşekleri gibidirler.
(49-51) Ne oluyor onlara ki bu öğütten, bu irşaddan arslandan ürküp kaçan yaban eşeği gibi kaçıyorlar?
Bu sûrenin ilk yedi ayeti, Mekke döneminin henüz baslarinda indirilmistir. Sûrenin geri kalan kismi ise, bundan birkaç yil sonra, Islâm açiktan teblig edilmeye baslandigi siralarda nazil olmustur. Adini, birinci ayetinde geçen ve Hz. Peygamberin Kur’an mesajiyla ilk karsilastiginda yasadigi saskinlik ve sarsintiya isâret eden “Müddessir: Örüsüne sarinan, bürünen” kelimesinden almistir. 56 ayettir.