17. Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
17. Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
﴿١٧﴾
Ben onu sarp bir yokuşa çetin bir azâba sardıracağım, mecbur edip süreceğim. Veya ateşten bir dağa sürükleyeceğim ki, ona tırmanıp sonra da sonsuza kadar aşağı yuvarlanır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onu sarp bir yokuşa zorlayıp, süreceğim.
Onu dayanamayacağı azap dolu bir sıkıntıya sokacağım.
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim!
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Onu sarp bir yokusa sardiracagim.
Onu elbette sarpa sardıracağım.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Onu yakında sarp bir yokuşa sardıracağım!
Ben; onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
(16-17) Hayır. Şüphe yok ki o Bizim âyetlerimiz için bir muannid oldu. Onu yüklenmesi pek meşakkatli bir şey ile mükellef kılacağım.
Onu sarp bir yokuşa saracağım.
Ben de onu sarp mı sarp bir yokuşa sardıracağım.
Bu sûrenin ilk yedi ayeti, Mekke döneminin henüz baslarinda indirilmistir. Sûrenin geri kalan kismi ise, bundan birkaç yil sonra, Islâm açiktan teblig edilmeye baslandigi siralarda nazil olmustur. Adini, birinci ayetinde geçen ve Hz. Peygamberin Kur’an mesajiyla ilk karsilastiginda yasadigi saskinlik ve sarsintiya isâret eden “Müddessir: Örüsüne sarinan, bürünen” kelimesinden almistir. 56 ayettir.