87. İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
87. İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
﴿٨٧﴾
İşte onlar, onların cezaları Allahü teâlâ'nın ve meleklerin ve bütün insanların lâneti, muhakkak onların üzerine olmaktır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onların cezaları, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
Batılı tercih eden o zalimlerin cezası, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lanetinin onların üzerine olmasıdır. Onlar, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılmışlar, kovulmuşlardır.
İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.
İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetine uğramalarıdır.
İşte dinden çıkanlar (var ya), onların cezası şu: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti gerçekten üzerlerindedir.
Iste bunlarin cezasi, Allah’in, meleklerin, insanlarin hepsinin lanetine ugramalaridir.
İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramalarıdır.
İşte onların cezaları, Allah’ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onların üzerlerindedir.
Muhakkak, Allahın, meleklerin, bütün insanların lâ’neti onların tepesine. İşte onlar, onların cezaları!
İşte onlar yok mu, onların cezâsı, Allah`ın, meleklerin ve bütün insanların lâ`neti şübhesiz kendilerinin üzerine olmasıdır.
İşte bunların cezası: Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların la’neti onların üzerinedir.
İşte onların cezaları, Allah Teâlâ’nın ve meleklerin ve bütün nâsın lâneti muhakkak onların üzerine olmaktır.
Böylelerinin cezası; Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramalarıdır.
Böylelerinin cezası, Allah’ın, meleklerinin ve bütün insanların lânetine uğramaktır.
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)