123. Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
123. Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
﴿١٢٣﴾
Bu âyet onlar hezimete uğradıklarında Allah'ın rahmetini onlara hatırlatması için inmiştir. Ve şüphe yok ki, siz aded ve silah azlığı sebebiyle kuvvetsiz iken Allahü teâlâ size Bedir'de -Mekke ile Medine arasında bir mevzidir. - Yardım etmişti. Ve sizler zelil bir durumda idiniz. Artık Allah'tan korkunuz ki, onun nimetlerine şükredesiniz.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Allah, size Bedir’de daha zayıf olduğunuz halde yardım etmişti O halde Allah’tan korkun ki, şükredesiniz.
Siz güçsüz iken; sayınız ve mühimmatınız az olduğu için Bedir savaşında Allah müşriklere karşı size yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, size vermiş olduğu nimetlerine karşılık şükretmiş olasınız.
Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.
Andolsun ki Allah size, zayıf ve çaresiz iken Bedir’de de yardım etmişti. Allah’a isyandan sakının ki şükretmiş olasınız.
Bedir savaşında düşmana nisbetle daha az ve zayıf olduğunuz halde, Allah size kesin zaferi verdi. Allah’dan korkun (ve münafıkların kaçışından kederlenmeyin) tâ ki şükretmiş olasınız.
And olsun ki, siz duskun bir durumda iken, Bedir’de, Allah size yardim etmisti; Allah’tan sakinin ki sukredebilesiniz.
And olsun ki siz Bedir gününde (sayı ve silah bakımından) daha aşağı bir durumda iken, Allah size yardım etmişti. O halde Allah’tan saygı ile korkun (itaatsizlikten sakının) ki şükretmiş olasınız.
Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir’de yardım etmişti. Allah’tan sakının ki, O’na şükretmiş olasınız.
Andolsun ki siz (adedce, silâhça, binekçe düşmandan daha) zâîf ve dûn iken Allah size «Bedir» de kafi bir zafer verdi. Allahdan sakının, tâki şükretmiş olasınız.
Buna rağmen, siz (daha) zayıf olduğunuz hâlde, Allah Bedir`de size (zafer vererek)şübhesiz yardım etmişti. Öyle ise Allah`dan sakının, tâ ki şükredesiniz.
Andolsun ki siz, düşkün bir durumda iken Bedir’de Allah size kat’i bir zafer vermişti. Allah’tan korkun ki şükretmiş olasınız.
Ve şüphe yok ki, siz kuvvetsiz bir halde iken Allah Teâlâ size Bedir’de yardım etti, artık Allah Teâlâ’dan korkunuz, tâ ki şükreder olasınız.
Nitekim Bedir’de Allah sizi zafere ulaştırdı, oysa siz zayıftınız. O halde Allah’tan korkunuz, O’na şükretmiş olasınız.
Gerçekten, sizler birkaç biçare iken, Bedir’de Allah size yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız!
Aynı konudaki âyetler: Âl-i İmrân 139, Âl-i İmrân 148, Ra'd 41, Enbiyâ 105, Nûr 55
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)