51. "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."
51. "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse ona ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."
﴿٥١﴾
Şüphe yok ki, Allahü teâlâ benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. Artık O'na ibâdet ediniz. Şu size emrettiğim doğru bir yoldur. Fakat- onu yalanladılar ve ona îman etmediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin! Doğru yol budur.
Çünkü Allah, benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Tek başına ibadet edilmeye ve kendisinden sakınılmaya layık olan da O'dur. Benim, size Allah'a ibadet etmenizi ve O'ndan sakınmanızı emrettiğim, içerisinde hiç eğrilik olmayan dosdoğru yol budur.
Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.
Kuşkusuz Allah benim de rabbimdir, sizin de rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte doğru olan yol budur.”
Şüphe yok ki Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse, ona ibadet edin. İşte bu doğru yoldur."
(50-51) «enden once gelen Tevrat’i tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kismini helal kilmak uzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah’tan sakinin ve bana itaat edin; cunku Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na kulluk edin, bu dogru yoldur".
Şüphesiz ki Allah benim de, sizin de Rabbinizdir; artık O’na kulluk edin. Doğru yol da budur.» .
«Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O’na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur».
«Şübhe yok ki Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz. Öyleyse ona kulluk edin. (İşte) doğru yol budur».
`Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; öyle ise O`na ibâdetedin! Bu, dosdoğru bir yoldur.`
Şüphe yok ki Allah; benim de Rabbım, sizin de Rabbınızdır. Öyleyse O’na kulluk edin, dosdoğru yol işte budur.
«Şüphe yok ki, Allah Teâlâ benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. Artık O’na ibadet ediniz. Dosdoğru yol budur.»
Allah benim de sizin de Rabbimizdir, O’na kulluk ediniz, doğru yol işte budur.
Şüphe yok ki Allah hem sizin, hem de benim Rabbimdir. Öyleyse, yalnız O’na ibadet edin. İşte doğru yol budur.
Aynı konudaki âyetler: Fâtiha 6, Bakara 142, Bakara 213, Âl-i İmrân 101, Nisâ 68
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)