71. Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
71. Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
﴿٧١﴾
Ey ehli Kitap! Ne için hak ile bâtılı değiştirerek ve bozarak karıştırıyorsunuz. Ve hakkı Peygamberin özelliklerini gizliyorsunuz. Halbuki siz onun hak olduğunu da biliyorsunuz.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Ey kitap ehli, niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey Ehlikitap! Sizler, hak ile batılı, sapıklık ile de hidayeti bildiğiniz halde kitabınızda indirilen hakkı niçin batıl ile karıştırıyorsunuz, onda olan hak ve hidayeti gizliyorsunuz? Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin doğruluğu da sizin sakladığınız hakkın bir kısmıdır. Hâlbuki, siz hakkı batıldan hidayeti de sapıklıktan ayırt edebiliyorsunuz.
Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Ehl-i kitap! Neden hakkı bâtıl ile karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey kitaplılar (Hristiyanlar ve Yahudiler) Niçin hakkı bâtıl ile karıştırıp örtüyor ve (Muhammed Aleyhisselâmın hak peygamber olduğunu bildiğiniz halde) gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitab ehli! Nicin hakki batila karistiriyor ve bile bile hakki gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! bildiğiniz halde neden hakkı bâtıla karıştırıp hakkı gizlersiniz?
Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitablılar, neye Hakkı baatıl ile karışdırıyor, gerçeği gizliyorsunuz? Halbuki (bunu) bilib duruyorsunuz da.
Ey ehl-i kitab! Niçin siz bile bile hakkı bâtıl ile karıştırıyor ve hakkı gizliyorsunuz?
Ey Ehl-i Kitab; Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! Ne için hakkı bâtıl ile karıştırıyorsunuz? Ve hakkı gizliyorsunuz? Halbuki, siz bilirsiniz.
Ey kitap ehli, niye gerçeğin üzerine batılı örtüyor ve bile bile gerçeği saklıyorsunuz?
Ey Ehl-i kitap! Niçin bile bile Batılı hakka karıştırıyor, niçin bile bile hakikati gizliyorsunuz?
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)