189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
﴿١٨٩﴾
Ve göklerin de yerin de mülkü, yağmur, rızık hazineleri ile nebatlar ve diğerleri Allah'ındır ve Allahü teâlâ her şeye kâdirdir. kâfirleri azaplandırıp, mü'minleri kurtarması onun kudretindendir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin yaratma ve idare etme mülkü yalnızca Allah'ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Göklerin ve yerin mülkü (bütün hazineleri) Allah’ındır. Allah her şeye hakkıyle kadirdir.
Goklerin ve yerin hukumranligi Allah’indir. Allah her seye Kadir’dir.
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah’ın kudreti her şeye yeter.
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah her şeye kâdirdir.
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allahındır. Allah, her şey’e hakkıyle kaadirdir.
Hem göklerin ve yerin mülkü (saltanatı) Allah`ındır. Ve Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah, her şeye Kadir’dir.
Ve göklerin de, yerin de mülkü Allah Teâlâ’nındır. Ve Allah Teâlâ herşeye hakkıyla kâdirdir.
Göklerin ve yeryüzünün egemenliği Allah’ın tekelindedir. Hiç kuşkusuz Allah’ın gücü herşeye yeter.
Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah’ındır ve Allah her şeye kadirdir.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 20, Bakara 106, Bakara 109, Bakara 148, Bakara 259
Aynı konudaki âyetler: Âl-i İmrân 186, Tâhâ 115, Lokmân 17, Şûrâ 43, Ahkâf 35
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)