107. Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
107. Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
﴿١٠٧﴾
Ve yüzleri ağarmış olan kimselere gelince -Onlar mü'min olanlardır- Onlar Allahü teâlâ'nın rahmeti cennetin içindedirler. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Yüzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler, onlar orada ebedidirler.
Yüzleri ağaranların kalacağı yer Naim cennetleridir. Orada ebedî kalacaklardır. Oradaki nimetler ne zail olur, ne de değişikliğe uğrar.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah’ın rahmeti içindedirler; orada onlar ebedî kalacaklardır.
Amma yüzleri ak olanlar, Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar, orada (cennette) ebedî olarak kalacaklardır.
Yuzleri agaranlar ise Allah’in rahmetindedirler. Onlar orada temellidirler.
(106-107) Öyle bir günde ki, kimi yüzler aklaşır ışıldar, kimi yüzler kararıp solar. Yüzleri kararanlara: «İnandıktan sonra inkâra mı saptınız ? İnkâr ettiğinize karşılık tadın azabı!» denilir. Yüzleri aklaşanlara gelince, onlar Allah’ın rahmetindedirler, orada temelli kalıcılardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, (onlar) Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Yüzleri bembeyaz olanlar ise Allahın rahmeti içindedirler. Onlar bunun içerisinde ebedî kalıcıdırlar.
Yüzleri ağaranlar ise, artık Allah`ın rahmetinde (Cennetinde)dirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Ama yüzleri ağaranlar, Allah’ın rahmeti içindedirler. Onlar orada temelli kalacaklardır.
Ve amma o kimselerin ki yüzleri ağarmıştır, onlar Allah Teâlâ’nın rahmeti içindedirler. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah’ın rahmeti içindedirler ve orada sürekli olarak kalacaklardır.
Yüzü ak olanlar ise Allah’ın rahmetindedirler. Hem de orada ebedî kalacaklardır.
Nevvâs İbnu Sem'an anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kıyâmet günü Kur'ân-ı Kerim ve ona dünyada iken sahip çıkıp onunla amel edenler getirilirler. Bu gelişte, Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri Kur'ân-ı Kerîm'in önünde yer alırlar." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir iki sure için üç teşbihte bulundu ki, bir daha onları unutmadım. Şöyle demişti: "Onlar sanki iki bulut veya aralarında nur ve aydınlık olan iki siyah gölgelik veya sahiplerini müdafaa vaziyeti almış saflar halinde iki kuş sürüsü gibidirler." Müslim, Müsafirin: 253, (305); Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân: 5, (2886) "Allah'ın en büyük ismi (İsm-i âzamı) -ki Allah, onunla kendisine dua edilince isâbet buyurur, onunla bir şey istenince verir- şu üç suredir: el-Bakara, Âl-i İmrân ve Tâ-Hâ sureleri. Râvi Ebu Ümâme ilâve ediyor: "Ben o ism-i âzam'ı aradım, el-Bakara suresindeki Ayetü'l-Kürsî, Al-i İmrân suresindeki Elif-Lâm-Mim Allahu Lâ ilâhe illâ hüve'lhayyul'lkayyum ve Tâ-Hâ suresindeki: ve anati'lvücûhi li'lhayyi'lkayyûm ayetlerinde (Tâ-Hâ: 20/111) buldum (yâni ism-i âzam Hayy ve Kayyûm isimleridir.)