42. Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
42. Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
﴿٤٢﴾
Öyle bir rüzgâr ki, üzerine uğradığı bir şeyi, canı veya malı mutlaka ufalanmış toz gibi savuruyordu.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürümüş bir hale getiriyordu.
Uğradığı hiçbir canlıyı ve malı yok etmeden gitmiyordu ve paramparça çürümüş hale getiriyordu.
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, kül edip savuruyordu.
Öyle bir rüzgâr ki, uğradığı bir şeyi bırakmıyor, mutlak onu kül gibi savuruyordu.
(41-42) Ad milletinin basindan gecende de ibret vardir: Onlarin uzerine, ugradigi her seyi birakmayip toza ceviren kuru bir ruzgar gonderdik.
(Kasırga) nerenin üzerine uğradıysa mutlaka orayı kül haline çeviriyordu.
O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.
(Öyle bir rüzgâr ki) her uğradığı şey’i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.
(O,) üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu toz gibi ediyordu!
İsabet ettiği şeyi bırakmayıp toza çeviriyordu.
(41-42) Ve Âd (kavminin kıssasında da (ibret vardır). O vakit ki, onların üzerine faidesiz, muzır rüzgarı gönderdik. Üzerine her uğradığı şeyi bırakmıyordu, illâ ki, onu çürümüş bir kül gibi kılmış oluyordu.
Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
Bu rüzgâr, uğradığı her şeyi derhal kül gibi savuruyordu.
Aynı konudaki âyetler: Bakara 54, Bakara 93, Bakara 246, Bakara 248, Nisâ 153
Mekke döneminin dördüncü yilinda, Ahkâf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinde geçen ayni kelimeden almistir. 60 ayettir.