27. Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
27. Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi.
﴿٢٧﴾
Onu önlerine koyarak ” Buyurmaz mısınız? ” dedi. Hazret-i İbrâhîm kendilerine nazik bir üslûpla yemelerini teklif etti, ancak onlar yemeğe icabet etmediler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: Yemez misiniz? dedi.
Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.
Onların önüne koyup «Yemez misiniz?» demişti.
Onu önlerine koydu ve “Buyurmaz mısınız?” dedi.
Onu (yemek olarak) önlerine koydu. "-Yemeğe buyurmaz mısınız?" dedi. (Yemeğinden misafirlerin yemediğini görünce):
(26-27) Hemen ailesine giderek semiz bir buzagi getirmis, onlarin onune surup: «Yemez misiniz?» demisti.
Onlara yaklaştırıp, «buyrun yemez misiniz ?» dedi.
Onu önlerine sürerek: «Yemez misiniz?» dedi.
Bunu onlara yaklaşdırdı. «Yemez misiniz?» dedi.
Sonra onu kendilerine yaklaştırdı: `Yemez misiniz?` dedi.
Onlara yaklaştırıp; yemez misiniz? demişti.
Bunu onlara yaklaştırdı. Dedi ki: «Yemez misiniz?»
Onu, önlerine yaklaştırdı «Yemez misiniz?» dedi.
(26-27) Onlara yemek getirmek için gizlice ailesinin yanına geçti ve semiz bir dana kebabı getirdi. Önlerine koyup "buyurmaz mısınız?" diye ikram etti.
Mekke döneminin dördüncü yilinda, Ahkâf sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinde geçen ayni kelimeden almistir. 60 ayettir.