89. Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
89. Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
﴿٨٩﴾
Allahü teâlâ buyurur ki, “Şimdi sen onlardan yüzçevir “size “selâm “olsun de. Bu emir cihad ayetiyle neshedilmiştir. Onlar ileride bileceklerdir. Bu onlara bir tehdittir. Âyette geçen “ye'lemune “ fiili, “ Ta “ ile de okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şimdilik sen onlara aldırma/yüz çevir ve selam de. Yakında bilecekler!
Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve onlara şerlerini defedecek bir şey söyle. -Bu durum Mekke'de idi- Yakında karşılaşacakları cezayı bilecekler.
(Resûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah: Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.
Onları bırak ve “Sizinle kavgam yok” de. Yakında bilecekler!
(Ey Rasûlüm), şimdilik onlardan yüz çevir, (kendilerini terk et) de "Selâm= anlaşma var" söyle. Artık yakında (başlarına gelecek felâketi) bileceklerdir.
(88-89) Onlar hakkinda: «Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir» demesi uzerine Allah: «Oralari gec, esenlik dile; yakinda bileceklerdir» buyurdu.
(88-89) (Peygamberin) «Ey Rabbim ! Şüphesiz ki bunlar imân etmeyen bir millettir», sözüne karşılık, «sen, onlardan vazgeç de selâm (size), ileride bileceklerdir.» (buyuruldu).
Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: «Size selâm olsun.» de. Onlar yakında bilecekler!
Şimdilik sen (Habîbim) onlardan yüz çevir, «Selâm» de. Artık yakında bileceklerdir.
(Ey Resûlüm!) Şimdi onlardan yüz çevir ve `Selâm! (Allah selâmet versin!)` de! Artık ileride bileceklerdir.
Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir.
(88-89) Ve onun, «Yarabbi! Muhakkak ki, onlar imân etmez bir kavimdir,» demesi de indallah malumdur. Şimdi onlardan iraz et ve «Selâm,» deyiver, artık ileride bileceklerdir.
Ey Muhammed! Sen şimdilik onlardan yüz çevir ve esenlik dile; yakında bileceklerdir.
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve: "Selâm size!" de. Artık yakında mâruz kalacakları âkıbeti öğrenirler.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.