81. (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
81. (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
﴿٨١﴾
De ki: “faraza Rahmân'ın çocuğu olsaydı ben o çocuğa tapanların ilki olurdum. Lakin Allahü teâlâ'nın herhangi bir çocuğu yoktur ve o çocuğa tapmak da söz konusu değildir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
De ki: Eğer Rahman’ın bir oğlu olsaydı, ona ibadet edenlerin ilki ben olurdum.
-Ey Rasûl!- Yüce Allah'a kızları nispet edenlere Allah'ın onların söyledikleri sözlerden münezzeh ve çok yüce olduğunu söyle. Yüce Allah'ın bir oğlu da yoktur. Yüce Allah kendisine evlat edinmeden uzaktır ve bundan münezzehtir. Ben Allah Teâlâ'ya ibadet eden ve O'nu her şeyden tenzih edenlerin ilkiyim.
De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
De ki: “Rahmân’ın çocuğu olsa ona ibadet edenlerin başında ben olurum. Göklerin ve yerin rabbini, arşın rabbini onların yakıştırdığı niteliklerden tenzih ederim”.
(Ey Rasûlüm) de ki: "- Rahmân’ın bir çocuğu olsa, ben ona, tapanların birincisi olurdum."
De ki: «Eger Rahman olan Allah’in cocugu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum.»
De ki: Eğer (bilfarz) Rahmân’ın çocuğu olsa idi, ben ona kulluk edenlerin ilki olurdum.
Ey Muhammed! de ki: «Eğer Rahman olan Allah’ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum.»
(Habîbim) de ki: «O çok esirgeyen (Allah) ın (bilfarz) bir evlâdı olsaydı ben (ona) tapanların ilki olurdum»!
De ki: `Eğer Rahmân`ın (hâşâ!) bir çocuğu olsaydı, o takdirde (ona) tapanların ilki ben olurdum.`
De ki: Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı; o takdirde ben, kulluk edenlerin ilkiydim.
(81-82) De ki: «Eğer Rahmân için (faraza) bir veled olsa idi, (O’na) ibadet edenlerin ilki ben olurdum.» Göklerin ve yerin Rabbi, arş’ın Rabbi (o müşriklerin) tavsif ettikleri şeyden münezzehdir.
"Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
De ki: "Faraza, Rahman’ın çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum!"
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.