50. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
50. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
﴿٥٠﴾
Fakat biz Mûsa'nın duası hürmetine onlardan azâbı kaldırınca hemen onlar sözlerinden dönüverdiler ve inkârlarına ısrar eder oldular.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.
Fakat biz azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman da hemen sözlerinden döndüler ve ahitlerini tutmadılar.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
(Dua sebebiyle) onların başından felâketi uzaklaştırınca bir de bakıyorsun sözlerinden dönüveriyorlar.
Bunun üzerine kendilerinden azabı kaldırdığımız vakit, (yola geleceğiz, iman edeceğiz sözlerinden) hemen caydılar.
Ama, azabi uzerlerinden kaldirdigimizda hemen sozlerinden donduler.
Kendilerinden o azabı kaldırdığımızda, birden verdikleri sözü bozdular (yerine getirmediler).
Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.
Fakat biz onlardan azâbı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!
Fakat kendilerinden azâbı açıver(ip kaldır)ınca, onlar sözlerinden hemen döndüler.
Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.
Vaktâ ki, onlardan o azabı açıverdik, o zaman onlar sözlerinden geri döner oldular.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeye başladılar.
Fakat Biz, onlardan azabı giderince, hemen sözlerinden caydılar.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.