41. Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
41. Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
﴿٤١﴾
Şayet onlara azap gelmeden önce senin canını almak suretiyle seni alır götürürsek, hiç şüphesiz biz onlardan âhirette intikam alırız. Âyet-i kerîme’de geçen “ İmma”Terkibinde İn'i şartiyyenin nun'u zait olan“ ma “ya idgam edilmiştir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Biz, seni alıp götürsek de onlardan yine intikam alacağız.
Şüphesiz bu itibarla -onlara azap etmeden önce biz senin canını alarak onların arasından alıp götürsek bile, dünyada ve ahirette onlara azap ederek mutlaka onlardan intikam alacağız.
Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.
Ya seni alıp götüreceğiz, onlara da hak ettikleri cezayı vereceğiz yahut kendilerine yapacağımızı söylediğimiz şeyi sana göstereceğiz; onlara dilediğimizi yapabiliriz!
Öyle ise, seni alır götürürsek (vefat ettirirsek), muhakkak ki onlardan intikam alacağız.
(41-42) Seni onlardan uzaklastirsak bile dogrusu Biz kendilerinden oc aliriz; yahut onlara vadettigimizi sana gosteririz. Cunku onlara karsi gucu yetenleriz.
Eğer biz seni (alıp kendimize) götürsek bile şüphesiz onlardan intikam alacağız.
Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.
Eğer seni herhalde (alır) götürürsek şübhe yok ki onlardan biz intikaam alıcılarızdır.
Şimdi (onlara azâb etmeden) seni (alıp) götürsek (vefât ettirsek bile), hiç şübhesiz biz onlardan intikam alıcılarız.
Seni onlardan uzaklaştırsak da; muhakkak ki Biz, onlardan intikam alırız.
Eğer seni herhalde (onların aralarından) giderirsek, artık şüphe yok ki Biz onlardan intikam alıcılarız.
Eğer biz seni alıp götürürsek (vefat ettirirsek) onlardan intikam alacağız.
(41-42) Ey Resulüm! Biz seni vefat ettirip yanımıza alsak da, yine onlardan müminlerin intikamını alırız. Yahut onlara vâd ettiğimiz azabı, sana sağlığında gösteririz. Çünkü onlara karşı Biz her zaman güçlüyüz.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.