44. Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
44. Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
﴿٤٤﴾
Muhakkak ki, O, ( Kur’ân ) hem senin için, hem kavmin için bir şereftir. Çünkü Kur’ân Kureyş diliyle inmiştir, ileride onun hakkını yerine getirmekten sorulacaksınız.....
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir şereftir, ondan sorguya çekileceksiniz.
Şüphesiz bu Kur'an, senin ve kavmin için bir şereftir. Ona iman etmenizden, onun yoluna uymanızdan ve ona davet etmenizden kıyamet gününde sorulacaksınız.
Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
O kitap sana ve kavmine bir hatırlatmadır; yakında sorgulanacaksınız.
Muhakkak ki o Kûr’an, hem senin için, hem kavmin için bir şereftir. İleride de (kıyamet günü, onun hakkını yerine getirib getirmemekten) sorumlu olacaksınız.
Dogrusu bu Kuran sana ve ummetine bir oguttur, ondan sorumlu tutulacaksiniz.
O Kur’ân sana ve milletine elbette hem öğüt, hem anılmaya değer bir şereftir. İleride bundan sorulacaksınız.
Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
Şübhe yok ki o (Kur’an) senin için de, kavmin için de kat’î bir şerefdir. Siz (ondan) mes’ûl olacaksınız.
Şübhesiz ki o (Kur`ân) senin için de kavmin için de elbette bir şereftir. Artık ileride(ondan) suâl olunacaksınız.
Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.
(44-45) Ve muhakkak ki o, elbette senin için ve kavmin için pek büyük bir şereftir ve ileride sual olunacaksınızdır. Senden evvel resûllerimizden göndermiş olduğumuz zâtlara sor, biz o Rahmân’dan başka tapılacak ilâhlar yaptık mı?
Doğrusu bu Kur’an sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.
Bu Kur’ân hem sana, hem milletine güzel bir namdır, şereftir. İleride ondan dolayı sorguya çekileceksiniz.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.