46. Andolsun, biz Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
46. Andolsun, biz Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
﴿٤٦﴾
Yemin olsun! Biz Mûsa'yı mu'cizelerimizle Fir’avun'a ve kavmine Kıptiler'e gönderdik de O, “Ben, âlemlerin Rabbinin peygamberiyim!“ dedi.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri geşenlerine göndermiştik: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbinin rasûlüyüm, dedi.
Ant olsun biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve kavminin ileri gelen adamlarına göndermiştik de onlara şöyle demişti: "Gerçekten ben alemlerin Rabbinin resulüyüm."
Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.
Mûsâ’yı, mûcizelerimizle destekleyerek Firavun ve çevresine gönderdik. (Onlara) “Ben âlemlerin rabbinin elçisiyim” dedi.
Gerçekten Mûsa’yı da mucizelerimizle Firavun’a ve topluluğuna peygamber gönderdik. (Varıb da onlara) şöyle dedi: "- Doğrusu ben, bütün âlemlerin Rabbinin peygamberiyim."
And olsun ki Biz Musa’yi mucizelererimizle Firavun’a ve erkanina gondermistik, «suphesiz ben, alemlerin Rabbinin elcisiyim» demisti.
And olsun ki biz, Musa’yı açık belge ve mu’cizelerle Fir’avn’a ve ileri gelen yandaşlarına peygamber olarak gönderdik. (O da onlara:) «Şüphesiz ki ben, âlemlerin Rabbı’nın peygamberiyim ve elçisiyim,» dedi.
Andolsun ki, biz Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: «Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah’ın peygamberiyim.» dedi.
Andolsun ki biz Musâyı da âyetlerimizle Fir’avne ve cemâatine peygamber olarak gönderdik de o, «Ben gerçek âlemlerin Rabbinin elçisiyim» dedi.
Celâlim hakkı için, Mûsâ`yı da mu`cizelerimizle Fir`avun`a ve ileri gelenlerine gönderdik de: `Gerçekten ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim!` dedi.
Andolsun ki; Biz, Musa’yı da ayetlerimizle Firavun’a ve erkanına göndermiştik. Ve demişti ki: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbının elçisiyim.
(46-47) Andolsun ki, Mûsa’yı âyetlerimizle Fir’avun’a ve onun cemaatine gönderdik. Binaenaleyh dedi ki: «Ben şüphe yok âlemlerin Rabbinin bir Resûlüyüm.» Vaktâ ki onlara Bizim âyetlerimizle geldi, onlar o zaman, bunlardan gülüşür oldular.
«Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim» demişti.
Nitekim onlardan Mûsâ’yı, delillerimiz ve mûcizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen yetkililerine gönderdik. O da onlara: "Ben Rabbülâlemin’in size elçisiyim" dedi.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.