8. Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!
8. Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!
﴿٨﴾
Onun için biz, kuvvetçe onlardan senin kavminden daha şiddetlilerini helâk ettik. Evvelkilerin yok edilmeleriyle ilgili misali durumu Kur’ân âyetlerinde geçti. Buna göre kavminin âkıbeti de budur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Onlardan daha güçlü olanları da helak ettik. Öncekilere dair örnek(ler) daha önce geçmiştir.
Biz geçmiş o ümmetlerden daha kuvvetli ve zalim olanları da helak etmiştik. Onlardan daha zayıf olanları helak etmekten aciz değiliz. Kur'an'da geçmiş ümmetlere dair Ad, Semûd, Lût kavmi ve Medyen ehli ile ilgili örnekler geçmişti.
Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.
Bunlardan daha zorba olanları da silip süpürdük. Gelip geçenlerin örnek hikâyeleri (ilâhî kitaplarda) daha önce de anlatılmıştır.
Onun için biz onlardan (Mekke’lilerden) kuvvetçe daha şiddetlilerini helâk ettik ve o evvelkilerin (hallerine dair Kur’an’da ibret) örneği geçti.
Bunun icin Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanlari yok etmisizdir. Oncekilere dair nice misaller gecmistir.
Bu yüzden bunlardan daha çetin, daha atılgan olan (o millet)leri yok ettik. Öncekilerin kıssaları (birçok âyetlerimizde) geçmiştir.
Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur’an’da öncekilerin örneği de geçmiştir.
Onun için biz kuvvetçe bunlardan daha çetinlerini helak ettik. O evvelki (ümmet) lerin misâl (ler) i (nice âyetlerimizde) geçmişdir.
Hâlbuki onlardan (o sana inanmayanlardan) kuvvetçe daha çetin olanları helâk etmişizdir; nitekim öncekilerin misâli (Kur`ân`da) geçmiştir.
Biz, bunlardan daha güçlü olanları helak ettik. Öncekilerin misali geçti.
Artık bunlardan daha şiddetlisini helâk ettik ve evvelkilerin sıfatı geçmiştir.
Bizde bunlardan daha güçlü oları o kavimleri helak ettik. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.
Biz bunlardan, (senin Mekkeli muhataplarından) daha kuvvetli olan toplumlar helâk ettik. Nitekim öncekilerin kıssaları geçmiştir.
Mekke döneminin ortalarinda, Sûrâ sûresinden sonra indirilmistir. Adini, otuz besinci ayetinde geçen ve Allah’in, insana —lâyik oldugu takdirde— her türlü nîmeti vermeye kâdir olduguna isâret eden “zuhruf: altin, mücevher” kelimesinden almistir. 89 ayettir.