29. Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
29. Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
﴿٢٩﴾
Gerçek, Ebû Cehil ve benzeri gibi o mücrim kâfirler, îman eden Ammar, Bilal gibi ve diğer îman edenlere onlarla alay ederek gülüyorlardı.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.
İçinde bulundukları küfür suçunu işlemiş olanlar, iman edenlerle alay ederek onlara gülüyorlardı.
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Günahkârlar (dünyada) iman edenlere gülüp dururlardı.
Doğrusu o günahkar müşrikler, iman edenlere gülüyorlardı.
Suclular, suphesiz, inanmis olanlara gulerlerdi.
Gerçekten suçlu günahkârlar (Dünya’da iken) imân edenlere gülerlerdi.
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
Hakıykat, günâh işleyen (o kâfir) ler îman edenlerden kimine gülerlerdi.
Şübhesiz ki o suç işleyen (kâfir)ler, bir kısım îmân edenlere (dünyada iken)gülerlerdi.
Doğrusu suç işlemiş olanlar; mü’minlere, gülerlerdi.
Muhakkak o kimseler ki günah işlemişlerdi, imân etmiş olanlara gülerlerdi.
Suçlular, şüphesiz inanmış olanlara gülerlerdi.
Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.
Mekke döneminin sonlarinda, Ankebût sûresinden sonra indirilmistir. Adini, birinci ayetinde geçen “Mutaffifîn: Ölçü ve tartida hile yapanlar” kelimesinden almistir. 36 ayettir.