28. Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
28. Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
﴿٢٨﴾
O zaman anlayacak ki, canı bu noktaya ulaşan kimse yakînen anlar ki, bu ayrılıktır, dünyadan ayrılıştır.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Anlar ki, bu bir ayrılış.
Can çekişmekte olan kimse o zaman, ölümüyle birlikte dünyadan kesin olarak ayrılmakta olduğunu kesin olarak anladığında.
(Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
(Hasta) bunun beklenen ayrılış olduğunu anladığında;
(Ruhu köprücük kemiklerine dayanmış olan bu kimse, artık dünyadan) gerçek olarak kendisi için ayrılış olduğunu anlamıştır.
Artik ayrilik vaktinin geldigini sanir.
Artık ayrılma vaktini anlar.
Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
Ve (can çekişen) hakıykî bir ayrılış olduğunu anladı (anlayacak).
Ve (o can çekişen kimse ise,) şübhesiz bunun (artık dünyadan) ayrılış olduğunu sezer.
Ve ayrılık vaktinin geldiğini anlar.
Ve onun şüphesiz bir ayrılış olduğunu sanmış bulunacaktır.
Adam, ayrılma zamanının geldiğini anlar.
Artık ayrılık vakti geldiğini kendisi de anlar.
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinden almistir. 40 ayettir.