27. Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
27. Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.
﴿٢٧﴾
Ve “ Bir hasta okuyacak şifa bulması için ona okuyabilecek kim var? ” denilir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Yok mu okuyup (şifa isteyen)? denmiş.
İnsanlar birbirine şöyle dediğinde: "Şifa bulması için bunu kim okur?"
«Tedavi edebilecek kimdir?» denir.
“Yok mu bir şifacı?” dendiğinde;
(Yanında bulunanlar tarafından) denilir ki: "- (Bunu) tedavi edecek bir doktor kim var?"
(26-27) Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandigi zaman: «Care bulan yok mudur?» denir.
Okuyup üfleyecek bir kimse yok mudur? denilecek.
«Tedavi edebilecek kimdir?» denilir.
«Tedâvî edebilecek kim?» denildi (denilecek).
(26-27) Hayır! (Can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman: `Var mı (bu hastaya) bir okuyacak (tedâvi edecek) kişi?` denilir.
Çare bulacak kim? denir.
Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»
Bu hastayı iyileştirecek biri yok mu? diye sorarlar.
"Bunu iyileştiren, kurtaran yok mu?" der.
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinden almistir. 40 ayettir.