36. Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.
36. Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.
﴿٣٦﴾
Kendilerine, özür dilemeleri konusunda izin de verilmez, özür de dileyemezler. kendilerine ne izin verilir, ne de özür dileyebilirler. Âyet-i kerîme’de geçen “ya'tezirûne ” lâfzı, herhangi bir sebep söz konusu olmaksızın; ”yü'zenü lehüm“ cümlesi üzerine atfedilmiştir. Dolayısıyla bu lâfız, nefyin kapsamı içine dâhildir.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Özür dilemeleri için onlara izin verilmez
Onların küfürleri ve kötülüklerinden ötürü Rablerinden özür dilemelerine dahi izin verilmez ki, O'ndan özür dileyebilsinler.
Onlara izin de verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler.
(Zamanı geçtiği için) kendilerine izin de verilmez ki mazeret bildirsinler.
Kendilerine izin verilmez ki, özür dilesinler.
Onlara izin de verilmez ki ozur beyan etsinler.
Kendilerine izin verilmez ki özür beyân etsinler.
Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
Onlara izin de verilmeyecek ki özür dilesinler.
Özür dilemelerine izin verilmeyecektir.
Onlara izin de verilmez ki özür dilesinler.
Ve onlar için izin verilmez, itizarda da bulunamazlar.
Özür dilemelerine de izin verilmez.
Kendilerine konuşma izni verilmez ki özür dilesinler.
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinde geçen “Mürselât: Gönderilen güçler” kelimesinden almistir. 50 ayettir.