33. Bunlar sanki birer kızıl devedir.
33. Bunlar sanki birer kızıl devedir.
﴿٣٣﴾
Ki, sanki o kıvılcım, görünüm ve renk itibariyle sarı deve sürüleridir. Hadîs-i şerifte, “ cehennem ateşinin kıvılcımları zift gibi siyahtır. “ şeklinde gelmiştir. Araplar, siyahlıkları sarıya çalan develeri, “sarı develer “ diye adlandırırlardı. Yukarıda zikredilen sebeple bazı âlimler âyette geçen ”süfrün“ (sarı) lâfzının ”sudun“ (siyah) mânâsında olduğunu söylemişlerdir. Bazıları da “ Bu mânâd a değildir“ demişlerdir. Âyet-i kerîme’de geçen “ cimâlâtün” lâfzı, “ cimâletun” kelimesinin çoğuludur. Ayrıca (bir önceki âyette geçen ) “ eş-şerer “ lâfzı ” şereretün” kelimesinin, (Hadisi şerifte yer alan) “ eş-şirâr” lâfzıda “ şeraretün” kelimesinin çoğuludur. Yine (Hadis-i şerifte yer alan) “ el- Kayr” lâfzı, “ el-Kâr “mânâsındadır. Âyet-i kerîme’de geçen “ cimâlâtün” lâfzı, bir kırâatte “ cimâletun“ şeklinde okunmuştur.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
Savurduğu kıvılcımlar karanlık ve büyüklük olarak sanki kara develer gibidir.
Her bir kıvılcım, sanki birer sarı deve gibidir.
O, kütükler kadar, koca sütunlar kadar kıvılcımlar fırlatır.
(Renk ve çokluk bakımından) sanki o kıvılcımlar, sarı deve sürüleri...
(32-33) O golgenin sactigi herbir kivilcim sanki birer sari devedir, konak gibi de buyuktur.
Sanki o kıvılcımın herbiri sarı renkte birer devedir.
Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
Herbiri sanki sarı sarı erkek develerdir.
Sanki o (sıçrayan kıvılcımlar, peşpeşe gelen) sarı develer gibidir.
Ve her biri sanki birer sarı erkek devedir.
(32-33) Şüphe yok ki, o köşk gibi kıvılcımlar atar. Sanki o birer sarı erkek develerdir.
Her biri birer sarı deve gibi kıvılcımlar,
O kıvılcımlardan her biri, sanki birer deve yavrusudur!
Mekke döneminin baslarinda gönderilen bu sûre, adini birinci ayetinde geçen “Mürselât: Gönderilen güçler” kelimesinden almistir. 50 ayettir.