5. Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.
5. Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.
﴿٥﴾
Doğrusu onlar hak Kur’ân kendilerine geldiği vakit yalanladılar. Şimdi onlar peygamber ve Kur’ân hakkında, bazen büyücü ve büyü, bazen de şair ve şiir, bazen de kahin ve kehânet diyerek karmakarışık bir ızdırab içindedirler.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Hayır onlar, kendilerine hak gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşkınlık içindedirler.
Bilakis o müşrikler, Peygamber kendilerine Kur'an'ı getirince onu yalanladılar. Onlar, karışık ve tedirgin haldedirler. Onlar, o Kur'an hakkında sabit bir görüşe sahip değildirler.
Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Ayrıca bunlar gerçeği kendilerine geldiğinde hemen yalanladılar; tam bir tutarsızlık içindeler.
Doğrusu, kendilerine hak (Kur’an ve Peygamber) gelince yalanladılar da, şimdi muztarıb bir haldedirler.
Hayir; onlar, gercek kendilerine gelince onu yalanladilar; kararsizlik icindedirler.
(4-5) Biz, muhakkak yerin onlardan neyin (çürütüp) eksilttiğini biliriz. Yanımızda (her şeyin yazılı bulunduğu) muhafazalı bir kitap vardır. Hayır, onlar hakk kendilerine gelince yalanladılar. Bu bakımdan onlar, kararsızlık ve perişanlık içindedirler.
Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıztırap içindeler.
Hayır, onlar, kendilerine hak gelince (onu) tekzîb etdiler. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Hayır! Kendilerine geldiğinde o hakkı yalanladılar; şimdi onlar, karmakarışık bir iş içindedirler.
Hayır, onlar; hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi de şaşırmış bir haldedirler.
(4-5) Muhakkak ki, yer onlardan neyi eksiltirse Biz bilmişizdir ve Bizim nezdimizde hıfzedici bir kitap vardır. Fakat kendilerine geldiği vakit hakkı tekzîp ettiler. İmdi onlar karmakarışık bir ızdırap içindedirler.
Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir haldedirler.
Bilakis onlar, kendi önlerine kadar gelen gerçeği yalan saydılar. Artık onlar kararsızlık ve perişanlık içindedirler.
Mekke döneminin dördüncü yilinda, Mürselat sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinin basindaki “Kâf” harfinden almistir. 45 ayettir.