20. (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
20. (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sûr'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
﴿٢٠﴾
Dirilmek için Sûr'a da üfürülmüştür. İşte bu Sur'a üfürülme günü kâfirleri azâbla tehdidin günüdür.
Kaynak: Celâleyn Tefsiri
Sûr’a da üfürülür. İşte azap günü!
Sûr'a üflemek ile görevli kılınmış olan melek, o Sûr'a ikinci kez üflediğinde işte o gün kıyamet günüdür. O gün, kâfirler ve âsiler için azap günüdür.
Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.
Derken sûra üfürülür; işte bu, ceza uyarısı yapılmış olan gündür.
(İnsanlar öldükten sonra dirilmeleri için) Sûr’a da üfürülmüş olacaktır. İşte bu vakit, azap günüdür.
Sura ufurulur. Iste bu gelecegi soz verilen gundur.
Sûr’a üfürülecek. Bu, va’dedilen gündür.
Sur’a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür.
Suur’a da üfürülmüşdür. İşte bu, tehdîdin (tehakkuk etmiş) günüdür.
Sûra da üfürülmüştür. İşte bu, tehdid günüdür!
Sur’a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.
Ve Sûr’a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdid günüdür.
Sur’a üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.
Sûra üfürülür kalk borusu çalar. İşte bu da tehdit edilen azabın günüdür.
Mekke döneminin dördüncü yilinda, Mürselat sûresinden sonra indirilmistir. Adini, ilk ayetinin basindaki “Kâf” harfinden almistir. 45 ayettir.